sİTEMİZE hOŞGELDİNİZ.

  1. bazal hücreli ve skuamöz hücreli karsinom

    1. Prekanseröz ve kanseröz gelişime neden olabilen temel deri karsinojenlerinin adlarını sırala­yınız.
    Ultraviyole (UV) ışınına maruz kalmak ile deri kanseri gelişimi direkt ilişkilidir. Güneşli iklimi olan bölgelerde, açık tenli insanlarda, güneş altında çalışanlarda ve vücudun giysi ile örtülmeyen bölümlerinde deri kanseri insidansı yüksektir. Tipik olarak hastalar açık renk ciltli, açık renk saçlı ve mavi gözlüdür. UV ışınının fotokimyasal etkileri, absorban atom ve moleküllerde hasar verici kimyasal reaksiyonları indükle- yen elektron uyarılmasına bağlıdır. DNA'daki radyasyona bağlı kimyasal hasar, hücre ölümü ve neoplastik transformasyondan sorumlu olabilir. UV etkisine maruz kalan epidermiste normal DNA sentezi ve hüc­re mitozu erken sonlanır. Deri üzerindeki UV dozunun etkisi, kıl ve saç olması, kalın stratum korneum ol­ması, fazla melanin bulunması gibi nedenler ile azalır. Bir hastada UV ile indüklenen deri kanseri gelişme eğilimi derideki melanosit içeriği ile ters orantılıdır. Güneş kaynaklı ışınlar UVA (315-400 nm), UVB (290-315 nm) ve UVC (200-290 nm) dalga boylarından ibarettir. Atmosferik ozon tabakası UVC'yi ab- sorbe eder ve insan derisine ulaşan radyasyonun %95'i UVA dalga boyundadır. Bunun yanında UVB dal­ga boyunun çok az miktarı bile akut güneş yanıklarına, kronik güneş hasarlarına ve malign deri değişik­liklerinin çoğuna neden olur. Ek olarak, aşırı UVB ışını immün sistemin normal fonksiyon görmesini bo­zar ve deri kanserlerinin insidans ve ciddiyetini de artırır. ,
    İyonize Radyasyon da deri kanseri oluşumunun bir nedeni olarak tanımlanmıştır. İyoııize radyas­yon, elektromanyetik radyasyonu (x ışını ve gama ışını) ve partiküllü radyasyonu (elektronlar, protonlar, nötronlar, a-partiküller ve ağır nukleuslar) içerir. Her iki tip radyasyon da önemli hücre içeriklerinde iyo- nizasyon yaparak değişikliklere sebep olur. Radyasyona bağlı tümörlerin önemli bir özelliği bir sefer da­hi ışına maruz kalmanın çok uzun bir latent dönemden sonra tümör oluşumuna neden olabilmesidir.
    Kimyasal karsinogenez, karsinojen kalıntılarının kovalent bağ ile hücresel makromoleküllere, RNA, DNA ve diğer proteinlere bağlanması şeklindeki biyokimyasal bir etkileşimle olur. Arsenik, atmos­feri kirleten maddeler, psöralenler ve nitrojen mustardın deri kanserleri ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

    1. Hangi kalıtımsal durumlar deri kanserlerine eğilim yaratır?

    Kseroderma pigmentozum, DNA onarım mekanizmasındaki defekt nedeniyle güneş ışığına akut bir duyarlılığın olduğu otozomal resesif bir hastalıktır ve en nihayetinde malign dejenerasyon gösteren bir­çok epitelyoma ile sonuçlanır.
    Bazal hücreli nevüs sendromu, Gorlin sendromu olarak da bilinir, üç karakteristik bulgusu olan otozomal dominant bir hastalıktır: puberte döneminde deride malign transformasyon gösteren multipl ba­zal nevüsler, çene kistleri (odontojenik keratokistler), avuç içi ve ayak tabanında lekeler. Eşlik eden diğer anomaliler pseudohipertelorizm, frontal kabarıklık, sindaktili ve spina bifıdadır.
    Albinizm, deri, saç ve gözlerde hipopigmentasyonla karakterize, yassı epitel hücreli (SCC) ve ba­zal hücreli karsinom (BCC) riskinin artığı bir durumdur.
    Epidermodisplazi verrusiformis, human papilloma virüsünün birçok alt tipinin neden olduğu SCC'ye dönüşme eğilimi yüksek olan sayısız polimorfik verrüköz lezyonlarla karakterize otozomal rese­sif bir hücresel immünite bozukluğudur.